Çocukluk Rüyası: Şekerleme Dükkanları

seker_dukkani_ozanezgiberberoglu_com

Çocukken uğruna dişlerimi feda ettiğim şekerleri hatırlıyorum. Çubuğun ucunda, üzerinde meyve resmi olan boyalı lolipoplara bayılırdım. Büyüdüm; otuzuncu yılımı dolduruyorum. Hâlâ yanağımla dişlerimin arasına sıkıştırdığım top şekerle saatlerimi geçirebilirim.

***

Şekerlemenin geçmişinin aslında ilk insana dek uzandığı düşünülüyor. Mağara adamlarının ilk olarak bal ve bal peteklerini yemeyi alışkanlık edindikleri ve şekerleme fikrinin doğuşunun bu döneme denk geldiği varsayımı yaygın olarak kabul görüyor. İlk kakao yetiştiriciliğinin M.Ö. 1200’de Olmekler tarafından başlatıldığı, ardından Mayaların kakao ticareti yaptığı biliniyor. M.Ö. 250 yılına ait Maya mezarlarında, o dönemde çikolatalı içeceklerin bilindiğine dair kanıtlar bulunuyor.

İspanyol gezginleri 1500’lü yıllarda kakaoyu tadan ilk Avrupalılar. “Modern insan” tarafından çikolatalı içeceklerin ilk kez 1502’de denendiği bilgisi elimizde. 1544’de Avrupa’da kakao bulundurulduğuna dair bilgiler mevcut. İngilizler 1556 yılında ilk kakao ticareti yapan Avrupalılar. 17. yüzyılda ilk sıcak kakao hazırlayan düzeneğin oluşturulduğu biliniyor.

İlk Alman kakaosu 1828 yılında üretiliyor. 1844 yılında J.S. Fry ve çocukları yenilebilir sert kakaonun ilk imalatını gerçekleştiriyorlar. Yine aynı yıl ilk modern çikolata barı yapılıyor. 1864’de ise dünyanın ilk şekerleme dükkânı açılarak çocukların rüyalarına yüzlerce tatla dolu o rengârenk camekânlar ekleniyor. İşte tam da bu yıldan beri her çocuğun sahip olmak istediği tatların tümü o renkli kutularda saklanmaya ve ceplerdeki yerini alacakları günü beklemeye başlıyor.

***
yekta_seker_dukkaninda_ozanezgiberberoglu_com

Önünden geçerken rengârenk camekânına yapıştığımız şekerci dükkânlarına rastlamak bugünlerde pek zor. En son on yıl önce Bursa’nın kent merkezinde kaç kuşaktır şekerleme yapıp satan bir amca ile tanışmıştım. Bir de birkaç yıl önce, yılın ilk gününü geçirmeye gittiğimiz Zeyrek tarafında benzer bir dükkâna rastladım. Şekerlemeler kadrajda çocuk olmayınca pek küskün kaldıklarından fotoğrafa da Yekta’yı yerleştirdim. Eee… Madem bu kadar şekerlemeden bahsettik, şimdi kumbaralarımızı kırıp, şekerleme dükkânına koşalım.

Fotoğraflar:
Zeyrek’te bir şekerleme dükkanı, İstanbul, 2010, 1 Ocak

This entry was posted in Çocukluk, Hayat, Kadraj and tagged , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın