Oyuncak Sevmeyen Kadınlar

Brenda_Ann_Kenneally1_ozanezgiberberoglu

Küçükken aslında bir prenses olduğumu, kral babamın iyi yetişmem için bana kocaman bir oyun oynadığını, çevremdeki herkesin oyuncu, her şeyin dekor olduğunu, sıradan bir insan gibi yetişirsem daha akıllı bir prenses olacağımı düşündükleri için bu saçma sapan şeyleri bana yaşattıklarını hayal ederdim. Değilmiş. Hala kimse gelip beni sarayıma götürmedi.

Küçük yaşlarda edindiğim zihinsel özyıkım alışkanlığı, ergenlik dönemimde en gözde hobim olmuştu. Bunun en güzel örneklerini okuduğum kitaplarda ve severek dinlediğim şarkılarda bulmak mümkündü. Aslında bunun tam da bir özyıkım olduğu söylenemez. Zira gerçekle tanışmayı birçok çocuktan biraz daha fazla istiyorduk sadece. Evet -duk; çünkü artık yalnız değildim. Kendim gibi çıkıntı arkadaşlar edinebiliyordum. Yaş itibariyle sürüden koparak dünyada ifade bulmak isteyen arkadaşlar bir okul çatısı altında toplanmış gelecek, zaman, düşünce, rüya, gerçek… Ne varsa sorgulayarak geçirdik bir sürü yılımızı. Şimdi dönüp baktığımda, işte sonunda “ben oldum” diyorum. Sadece ip atlayıp top oynasaydık daha eğlenceli olurdu çocukluğumuz belki de…

Bu ergen yıllarda Kanat Güner’le tanışmıştık. Anadolu’dan gelmiş, tıp okuyan bir eroinmandı. Kadındı ve bence gayet iyiydi. Kısacık hayatını onun ağzından okurken hem ürktük hem de iradesi karşısında etkilendik ya da iradesizliği.

Kanat’ın babasından ayrılış sahnesi, ölümle dalga geçişleri ve memelerini birey olarak gören arkadaşı Fındık hâlâ aklımda kalan ayrıntılar Eroin Güncesi’nden. Daha yüzlerce detay vardı bu delilik öyküsünde. Kimyasal etkisindeki bir zihnin yarattığı hayaldi ve ayıklığa katlanamayan bir kadındı Kanat. Güzeldi…

***
Brenda_Ann_Kenneally2_ozanezgiberberoglu

Ben bir topum benekli
Bir avuç bok gibi sinekli
Fırlatırsan uzaklara
Döne döne gelirim geri
Saydam bardakların üstünde diş izleri gibi
Ben bir topum benekli
Yuvarlanıyorum deli deli
Sokak çocuğu gibi kirli
Ben bir topum benekli

Brenda Ann Kenneally’in Brooklyn’de topladığı lokal fotoğraflar bazen katlanılmaz fakirliği bazense uyuşturucu etkisinde geçen saatleri hapsediyor karelere. Çoğumuz gibi Kenneally de deklanşöre her dokunduğunda “normalin” sınırlarını tahrip eden yepyeni bir soru gönderiyor dünyaya.

Fotoğraflar: Brenda Ann Kenneally (Fotoğrafların tümünü buradan izleyebilirsiniz.)

Alıntılar: Eroin Güncesi, Kanat Güner

This entry was posted in Hayat, Kadraj, Kitap and tagged , , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın